Güncel Haberler

LGS Öncesi "Her Şeyi Unuttum" Hissi Nasıl Geçer?

LGS Öncesi "Her Şeyi Unuttum" Hissi Nasıl Geçer?

Şu saniyede, evinizin bir köşesinde ya da odanızda, elinizde bir test kitabıyla kalakalmış olabilirsiniz. Kafanızın içi sanki tertemiz bir beyaz tahta gibi, değil mi? Aylardır çözdüğünüz o binlerce soru, ezberlediğiniz fen formülleri, altını çizdiğiniz Türkçe paragrafları sanki zihninizden tamamen silinmiş gibi hissediyorsunuz. Hatta içinizden bir ses durmadan fısıldıyor: "Sınavda hiçbir şey hatırlayamayacağım!"

Öncelikle derin ve rahat bir nefes alın. Arkanıza yaslanın ve şu gerçeği kalbinize koyun: Hafızanızı kaybetmediniz, delirmediniz ve aylardır verdiğiniz emekler uçup gitmedi. LGS’ye saatler kala neredeyse her öğrencinin (ve hatta her velinin) yaşadığı bu "zihnim bomboş" sendromu, aslında tamamen insani ve biyolojik bir oyun. Gelin, bu hissin arkasındaki sırrı çözelim ve son düzlükte zihnimizi o eski güvenli limanına nasıl ulaştıracağımızı konuşalım.

Beynimiz Neden Bizimle Oyun Oynuyor?

Bizler birer bilgisayar değiliz; etten, kemikten ve en önemlisi duygulardan oluşan canlılarız. Aylardır omuzlarınızda taşıdığınız o büyük yük, sınav günü yaklaştıkça vücudunuzdaki stres hormonlarını biraz fazla tetikledi. Psikolojide çok iyi bilinen bir gerçek vardır: Beyin, aşırı baskı ve kaygı hissettiğinde bir tür "savunma kilidi" devreye sokar.

Şu an hissettiğiniz o boşluk duygusu, beyninizin bilgileri sildiği anlamına gelmez. Aksine, yoğun stresten dolayı o bilgilere giden yollara geçici bir barikat kurduğu anlamına gelir. Yani bütün o matematik formülleri, o kelime anlamları zihninizin kütüphanesinde, ait oldukları raflarda sapasağlam duruyor. Sadece şu an kütüphanenin ışıkları geçici olarak kapalı. Cumartesi sabahı o kitapçık önünüze geldiğinde, ilk soruya odaklandığınız an ışıkların tıkır tıkır yeniden yanmaya başladığını göreceksiniz.

Bu Geçici Kilidi Açmanın İnsani Yolları

Bu hissin geçmesi için kendi kendinizi test etmeyi acilen bırakmalısınız. Çoğu öğrenci unutup unutmadığını görmek için son dakika rastgele bir formüle bakar ya da zor bir soru açar. O anki panikle soruyu çözemeyince kaygı katlanarak büyür. Yapmayın. Kendinize şu şefkati gösterin: Kendinizi sınav modunda test etmeyi bıraktığınız an, beyniniz de tehlikede olmadığını anlayacak ve o kurduğu barikatları yavaşça kaldıracaktır.

Son 48 saatte yapabileceğiniz en güzel şey, o çok sevdiğiniz kalemleri ve defterleri dinlenmeye bırakmaktır. Cuma günü ders çalışmak, eksik kapatmaya yaramaz; sadece zihninizdeki o güzelim kütüphaneyi darmadağın eder. Beynin, öğrendiği bunca şeyi düzenlemesi, raflara dizmesi ve sınav anına hazırlaması için boş zamana, yani sakinliğe ihtiyacı vardır. Telefonları, tabletleri bir kenara koyup açık havada yürümek, sevdiğiniz bir müziği dinlemek ya da ailenizle sınav dışı konulardan konuşmak zihninize "her şey yolunda" mesajı verir.

Evdeki Sevgi Dili Stresin En Büyük Düşmanıdır

Burada en büyük görevlerden biri de sevgili anne ve babalara düşüyor. Çocuklarımızın gözlerindeki o endişeli bakışları gördükçe bizim de içimiz titriyor, farkındayız. Ancak evdeki kaygılı fısıldaşmalar, sürekli "heyecanlı mısın?" soruları ya da sınav sabahı için yapılan sıra dışı hazırlıklar çocuktaki bu unuttum hissini daha çok besler.

Bu süreçte yapabileceğimiz en güzel şey, evdeki hayatı olabildiğince normalleştirmektir. Çocuğunuza, sınav başarısının onun kalbinden, insanlığından ve bizim ona olan sevgimizden hiçbir şey eksiltmeyeceğini sadece sözlerimizle değil, bakışlarımızla ve sarılmamızla da hissettirmeliyiz. Güven hissi, sınav stresini yok eden en güçlü duygudur.

Sonuç: Bizim İçin Ne Anlama Geliyor?

Günün sonunda bu son saatler, aslında bir akademik hazırlıktan çok daha fazlasını ifade ediyor; bu süreç hepimiz için birbirimize destek olma ve kalpten bağlarımızı güçlendirme dönemi.

Değerli öğretmenlerimiz için artık öğrencilerin zihnine ektikleri tohumların yeşereceğine güvenme ve onlara formüllerden ziyade o büyük inancı aşılama vakti. Sevgili anne ve babalar için ise internette puan analizleri aramayı bir kenara bırakıp, çocuklarının en sevdiği yemeği pişirme ve onlara sarılarak bu sınavdan çok daha değerli olduklarını hissettirme zamanı.

Ve sevgili öğrenci dostum, sen üstüne düşeni fazlasıyla yaptın. Şimdi zihnine güvenip ona biraz dinlenme izni vermelisin. Cumartesi sabahı o kitapçık açıldığında, hafızandaki o ışıkların nasıl tıkır tıkır yanacağını ve bilgilerin sana nasıl güzelce rehberlik edeceğini hayranlıkla izleyeceksin.

GED Editör Ekibi

GED Editör Ekibi

Site Yöneticisi

Gelecek Eğitimde Derneği, 26 Mayıs 2014 tarihinde eğitime gönül vermiş öğretmenler tarafından kurulmuştur. Öğretmenlerimizin eğitim bilimleri ve eğitim teknolojilerindeki güncel gelişmeleri yakından takip edebilmelerini sağlamayı ve mesleki yolculuklarında hep yanlarında olmayı hedefliyoruz.

Bir yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir. Gerekli özen gösterilmeden yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güncel Haberler Kategorisinde Son Yazılar

Gelecek Eğitimde Derneği

Gelecek Eğitimde Derneği, 26 Mayıs 2014’te eğitime gönül vermiş öğretmenler tarafından kuruldu. Amacımız, öğretmenlerin eğitim bilimleri ve teknolojilerdeki yenilikleri takip etmelerini sağlamak ve onlara güvenilir bir bilgi kaynağı sunmak. Eğitimle ilgili öğrendiğimiz her şeyi eğitim sevdalısı herkesle paylaşarak, birlikte daha iyi bir gelecek inşa etmek istiyoruz.